Kontrolsüz güç, güç değildir. Çünkü sonunda mutlaka zararverir. Bu fikri düşünceyi, söylemisırası geldiğinde, herkes söyler ve kullanır. Peki, hayatlarına geçirirler mi?Bizler söylemesini severiz, ama iş yaşantımıza geçirmeye geldiğinde, ne yazıkki sözlerimizi nefislerimize kabul ettiremeyiz. Gücü elimize geçirmeye görelim,acımasızca kullanmaktan da kaçınmayız. Çünkü nefis terbiyesini yapmayı hiçbaşaramayız da ondan. Terbiye ettiğini zannedenlerde, beşerin öğretisi ilenefislerini terbiye ettikleri için, ne yazık ki kendilerini avutmaktan başkabir işe yaramaz.



Sizlere sorsam ve desem ki, amaca ulaşabilmek için herşey mubahtır. Bu fikrindoğruluğunu aklımıza, mantığımıza danışmış olsak, asla aklımız, mantığımız onayvermez. Peki, nefsimize danıştığımızda da, aynı cevabı alır mıyız? Hiçsanmıyorum. Sizcebu fikir ve düşünce ile nefsini terbiye edenler, adaletli bir düzeninkurucuları olabilir mi?



Peki, bu örnekleri neden verdim. Bizleri yönetenler, eğernefislerine yenik düşerek, ellerindeki gücü kullanırlarsa, acısını toplumolarak hepimiz çekeriz. Nefsimizi özel amaçlarımıza, düşünce ve itikatlarımızaalet edersek, topluma huzur, adalet vermemizde mümkün olamaz.



İslam düşmanlarının oyunlarına gelmeyen, onlarla işbirliğiyapmayan liderler seçmediğimiz sürece, bu ülke onların oyuncağı olmaktan aslakurtulamaz. Bizleri bizden birisi yönetiyor sanırız, ama aldanırız.



Hatırlarsınız bu yılın içinde, Uluslararası derecelendirmekuruluşundan birisi olan, Standart & Poor's ülkemizinkredi notunu düşürmüştü. Bu kuruluşun kredi notumuzu düşürmesi sonucunda, SayınBaşbakanımızın tavrını hatırlıyor olmalısınız. Ben size hatırlatayım, bakınneler söylemişti.





(BaşbakanRecep Tayyip Erdoğan, Standart&Poors'un Türkiye'nin kredi notunu pozitiftendurağana çevirmesiyle ilgili olarak, ''Butamamen ideolojik bir yaklaşım. Bunu kimse yutmaz. Bunu sen Tayyip Erdoğan'ayutturamazsın''dedi.



''Standart&Poors bir açıklamayaptı. Ben bunu çok garipsedim. Neden derseniz, pozitifte olan Türkiye durağanaindi. Neye göre sen bunu durağana indiriyorsun? Çünkü belli bir süre pozitifte kalanbir ülkeyi artırması gerekirken, bakıyor ki Türkiye'yi artırırsam ideolojikolarak bu bize sıkıntı doğurur. Biz bunu durağanda tutalım.)







İşte Sayın Başbakanımızın, Uluslararası Kredi derecelendirmekuruluşunun kararına verdiği cevap. Aslında Başbakanımızın söylediği gibi, bukarar tamamen ideolojikte olabilir. Çünkü bu tür kuruluşlar Amerikanın elinde,bizim gibi kalkınmakta olan ülkeleri elinde oynatmak, istediklerini yaptırmakadına, gerektiğinde kullandıkları bir tehdit unsurudur. Gerektiğinde bu yollatehdit edecekleri gibi, tam tersine kendilerince, mükâfatlandırmak adına dakullanırlar.



Gelelim çok yakın zamanda, yine aynı konumda olan,uluslararası rating kuruluşlarından birisi olan Fitch, Türkiye nin kredi notunuyükselterek, yatırım yapılabilecek düzeye çıkardı. Bir yıl önce aynı kuruluşunnotumuzu düşürdüğünü de hesaba katarsak,biryıl içinde ülkemizin neler başardığını, nelerin değiştiğini varın siz düşünün. Dahada ilginç olanı, kredi notunun 20 yıl sonra, bu seviyeye çıktığı açıklamasıydı.



Acaba 20 yıl öncesinden bu yana değişen neydi? Bir yıl öncenotumuzu düşüren kuruluş, acaba ne oldu da bir yıl sonra, çok önemli bir konumagetirdi ülkemizi. Köylümüzün refah seviyesine ulaşması mı işçimizin,memurumuzun, geçim zorluğunun, fakirlik sınırında yaşamasının sona ermesi mi? Emeklimizartık ikinci bir işte çalışmadan, huzur içinde emeklilik mi yaşıyor? Yoksaişsizliğe çözüm mü bulundu? Gençlerimizin artık okullarından mezun olduklarındaiş garantisi varda, bizim mi haberimiz olmadı.



Devletin elinde olan dev kuruluşlar satılıp, özelleştiriliptoplumun refahını, huzurunu artıracak, derdine deva olacak yatırımlar mıyapıldı? Ne değişti 20 yıl öncesiyle bugün arasında da, yirmi yıl öncesindendaha iyi olduk? Enflasyonu düşürüyoruz diyerek, her şeye zam yaptıkları halde,enflasyonu düşmüş göstererek mi her şey güllük gülistanlık oldu.



Sayın Başbakanımız, Standart&Poors'un not düşürmesine, bunu Tayip Erdoğan ayutturamazsınız demişti ve neye göre düşürüyorsun diye de kızmıştı haklıolarak. Bu sözlerden sonra bizlerinde aynı soruyu sorması gerekmez mi? MademFitch, notumuzu 20 yıldır olmadığımız konuma getirdi, bu kuruluşa sormamız ve cevapvermemiz gerekmez mi?



Ne olduda notumuz bu kadar iyi konuma geldi, biz bu ülkede yaşıyoruz, nelerindeğiştiğini çok iyi biliyoruz. Çünkü onu bizler yaşıyoruz. Sizin ideolojik amaçlı notyükseltmenizi, bizlere yutturamazsınız.



Sayın Başbakanımız, Fitch in bu güzel haberi karşısında, sevinç içinde. Bu not artırımı sayesinde, yurt dışı yatırımcılarınınTürkiye’de yatırım yapabileceklerini belirtti. İştenefislerimizle toplumu yönetmek bu olsa gerek. Avrupa, Amerika,Rusya, Çin bu notun ne amaçla yükseltildiğini çok iyi biliyor. Bizleryatırımcıyı daha çokkkkk bekleriz. Toplum olarak genel çoğunluğumuza yutturdular,ama diğer ülkelere bunu yutturamazlar.



Sayın Başbakanımızaşöyle bir soru sorsak ve desek ki, Fitch in bu kararı ideolojiktir. AcabaBaşbakanımızdan nasıl bir cevap alırdık, bu düşüncemiz karşısında?



Alacağımız cevabı elbette hepimiz tahmin ediyoruz. Çünkü SayınBaşbakanımızı artık hepimiz çok iyi tanıyoruz.



Güneş balçıkla sıvanmaz. Gerçekler toplumdan bir müddetsaklanabilir. Ama hakkın adaletinden kaçış asla yoktur. Haktan, hukuktan bahsedip,topluma korku salarak kurulan bir düzen, asla ayakta duramaz, çünkü Allahadaletten sapanlara yardımcı olmaz.



Toplumlarnefislerimizin, ihtiraslarımızın arzuları ile yönetilemez. Yönetmeyekalkanlarda, sonucundan memnun olmayacaklardır. Tarih bu tür örneklerledoludur.





Eğer bizleri yönetenler, Amerika, Avrupa gibi toplumlarındesteğiyle yaşamlarını idame ettirmeye çalışıp, onlarla işbirliği içinde olmayadevam ediyorlarsa, bir gün Rabbin uyarısını hatırlayıp, çok pişmanolacaklardır. Çünkü Yaradan bizleri uyarıp, bu insanları gönül dostu edinip,onlara güvenmeyin diyor da, hala bizleri yönetenler Rabbin sözlerine kulakasmıyorsa, bunun cezasını hep birlikte göreceğimizi unutmayalım.



Kontrol edilemeyen, dizginlenemeyen gücün baş döndürücüetkisiyle, Sayın Başbakanımız ne yazık ki bu ülkeyi büyük tehlikelere atıyor.



Komşularımızla sıfır sorun politikası yürüteceğiz dedi,dostumuz olan komşumuz kalmadı, hepsiyle düşman olduk. Birlik,bütünlük, adalet dedi, toplum bizden - biz den olmayan diye ayrılıp, teröristlertanık sandalyesinde, devletin en önemli yöneticileri sanık konumunda oldu. Dahaönce idama karşıyız kesinlikle diyen Başbakanımız, bugünlerde idam tekrar gerigetirilmelidir demeye başladı. Laik devlet yönetimine karşı olduğunu söyleyenSayın başbakanımız, birden bire laik yönetimi överek, Araplara model olarakönerdi. Bedelli askerliği topluma anlatamayız, karşıyım dedi, arkasındanbedelli askerlik kanunu çıkardı. İşte bizleri böyle yönetiyorlar, bizlerise kafamızı kuma gömmüş, görmeyen, duymayan, düşünmeyen toplumu yaşıyoruz.



Ülkemiz kaçakçılar cenneti adeta. Kaçak sigara, tütünsatanlar, mağazalar, iş yerleri açtı, kampanyalar bile düzenleniyor. Şukadar tütün alana, filtresi bedava. Ne soran var ne kontrol eden. Kaçak sigarave tütün cenneti olmak mı acaba notumuzu yükselti, ne dersiniz(!) Bu kaçak tütün ve sigaranın hangi kanallaülkemize girdiğini de hepimiz biliyoruz. Peki, neden bu suskunluğumuz, acizliğimiz?Neden bunu yapanlara hesap sormuyoruz?



Çünkü bunu yapanlar bizleri öyle can elimizden vurmuş ki,kımıldayamıyoruz bile. Bizleri en yumuşak karnımızdan vurarak, Allah ilealdattıklarının, farkında bile değiliz.



İşte bizler bu hale geldik. Bilmem kim notumuzu yükseltmiş,düşürmüş bizi ilgilendirmiyor. Toplum olarak hepsi birer aldatmaca. Başbakanımızındediği gibi, bizlereyutturamazsınız.



Bu gerçekleri toplum olarak göremiyor da, hala aklımızıbirilerine emanet etmeye devam ediyorsak, acısını hep birlikte çekeceğiz. Gerçeklerin farkına varamayan toplum olmayadevam edersek, sonucuna da katlanmasını bilmeliyiz.



Allah yardımcımız olsun ve toplum olarak gerçeklerinfarkında olabilelim. Yoksa ülke olarak, çok daha büyük acılara doğru yelkenaçmış gidiyoruz. Kontrol ve komuta rüzgârın eline bırakılırsa, onun neredeneseceğini ve bizleri nerelere götüreceğini asla bilemeyiz.



Allah aklını kullanmayanları pislik içinde bırakırımdiyorsa, gelin aklımızı kullanalım, bizleri yönetenlerden gerektiğinde hesapsoralım. Bizleri yönetenleri ehil insanlardan seçelim. Devleti yönetmeyeaday olanların, toplumun inancıyla oynamasına müsaade etmeyelim.



Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK